Başlarken

Esenlikler. Bu siteyi açma düşüncesi uzunca bir süredir aklımdaydı. Daha doğrusu, benim ve değer verdiğim yakın bir dostumun ortak düşüncesiydi ama henüz erken olduğunu düşündüğümüz için şimdiye dek hayata geçirmemiş, aklımızda dolanan bir düşünce olarak bırakmıştık. Geçen gün yaşadığım bir olay kaybedecek zamanımın olmadığını bana tekrar hatırlattı ve siteyi açmaya karar verdim. Gönül isterdi ki ortak düşüncemiz olan bu siteyi söz ettiğim dostum ile birlikte açayım ama siteyi tek başıma idare etmeye çalışacağım gibi görünüyor.

Ömrümün son birkaç yılı günlük yaptığım şeyleri sonucunda ne umarak yaptığımı anlayabilme çabası ile iç içe aceleci bir kargaşayla geçiyor. Bunun sonucu olarak bir çok ayrı yere uğramanın sonucunda yolum yaşamın anlamı olan dine de geldi çattı. Bu süreç ilerledikçe günlük yaşamda öncelediğim şeyler yavaş yavaş değişiyor. Henüz yolun başında sayılırım. Üstelik tek başıma hem bilgim hem de zamanım sınırlı. Bu nedenden dolayı bu site, hem bahsettiğim değişim süreci boyunca edindiğim ve edineceğim bilgileri paylaşıp tartışarak doğru olanı yanlış olandan ayırmak, hem de oralarda bir yerlerde benimle benzer amaçlar peşinde koşan insanlara ulaşmak için kullanacağım minik bir köşe olacak.


Kuran çalışmaya başladığımdan bu yana herhangi bir ortamda derdimi çok kısaca anlatmam gerektiğinde kullandığım birkaç ayet var. Bu yazıyı da hem o ayetleri paylaşmak için hem de dosdoğru yolun yolcularına bir esenlik dileyebilmek için yazıyorum. Peki, o ayetler hangi ayetler?

İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

75:36

Bu ayet özellikle uzun uzun yürüdüğümde, uyumadan önce, sabah uyandığımda aklıma gelen sorulardan birini içeriyor. Bu dünyada başıboş bırakılmış bir hâlde miyim? Ne yapmam gerekiyor? Her gün uyanıp yataktan kalkıp dün yaptığım şeylerin bir benzerini en fazla 75-80 sene boyunca neden yapmalıyım? Günün getirdiğini kovalayarak kendimi ne kadar daha kandırabilirim? Sorumluluklarımı kabul etmeyerek sıyrılamaz mıyım? Üzerimde gerçekten bir sorumluluk var mı? Öldükten sonra bana ne olacak? vb. birçok soru bu ilk sorunun doğurmuş olduğu, aklımda dolaşıp duran sorular.

İnsan yukarıdaki ayeti okuyup, devamında tabiri caizse “Başıboş mu bırakılacağım?” diye Kuran’a soru sormaya başladığında cevabını da gösterdiği çaba ile doğru orantılı olarak alıyor. Çabanın altı kesinlikle çizili. Bu çaba elbette birkaç dakikalık değil, uzun bir çabalama sürecini ifade ediyor. Bakalım başıboş olup olmayacağımızı Kuran’a sorduğumuzda ne deniyor:

Aranızdan çaba gösterenleri ve dirençli olanları meydana çıkarana değin, kesinlikle sizi sınayacağız. 

47:31

Cevap olarak “Hayır, başıboş bırakılmayacaksın. Burada yaratılmış, akıl ve irade sahibi yapılmış olmanın bir sebebi var. Kimler çabalayacak, kimler gerçeği görmezden gelip pes edecek, kimler yalancı olacak birbirinden ayırılacak.” deniyor. Ayetin neresinde akıldan, iradeden bahsediyor diyebilirsiniz. Bunun için bu sorunun cevabını tüm Kuran’da aramanız, yani çaba göstermeniz, çalışmanız gerekiyor. Çünkü Kuran, sorduğunuz çoğu soruya 6236 ayete yayılmış bir bütünlük içerisinde cevap veriyor. İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.1 Oysa insan çoğunlukla acele eder, hemen gelecek olanı ister; bir çaba sonucunda /sonradan gelecek olanı umursamaz.

İnsanlar, sadece “İnandık” demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor?  Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette Allah doğrucu ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.

29:2-3

Sınanacak oluşumuz tekrar tekrar vurgulanıyor. Üstelik kuru kuruya bir “inandık” demek sorumluluğu kaldırmıyor. Aksine, bu inanışın /güvenişin sınanacağı söyleniyor. Bu sınanmalara göğüs gerenleri, çabalayanları hem bu dünyada hem de diğer yaşamda güzelliklerin beklediği birçok ayette bildiriliyor. Üzerinde yaşadığımız evren de bu amaca yönelik olarak yaratılmıştır, rastgele yaratıldığını ileri sürmek sağduyu ve bilgi eksikliğinden değilse, kibirden ve gerçeği görmezden gelme hastalığındandır.

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. İşte bu, nankörlük edenlerin sanısıdır. Nankörlük edenlerin, ateşte; artık, vay başlarına gelene!

38:27

Yani, hem biz insanların hem de bu yaratılmış evrenin ve içerisindeki diğer her şeyin yaratılmasının bir sebebi var. Boş yere, oyun olsun diye yaratılmadılar. İnsan ise, bu yaratılan evrende özel bir yere sahip. Çünkü kendisine emanet verilmiş. Yani irade sahibi yapılmış. İyiyi veya kötüyü seçme özgürlüğü verilmiş. Bunun getirdiği sorumlulukları yerine getirdiğinde hem öncesinde, hem de sonrasında iyiliğe ulaşacak; yok eğer getirmez ise kötülüğe.


Acaba 6236 ayet boyunca vurgulanan gerçekleri dinlemeyenlerle /boşverenlerle ilgili neler bulabiliriz bu ayetler arasında? Hesap günü geldiğinde yapılacak bir yakarışı bilmek ister misiniz?

“Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım. Barışa ve hayra yönelik iyi bir iş yapalım.” Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi, tadın bakalım azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.

35:37

Öğüt alacak olanın, öğüt alabileceği kadar bir süre” verildi bize. Üstelik uyarıcı da geldi. Düşünüp öğüt almamış, gerçeğin üzerini örtmeye çalışmış, boş lakırdılara dalarak ömrünü geçirmiş birinin aşağı yukarı nasıl bir durum ile karşı karşıya kalacağını da bilmek ister misiniz?

Benim yoluma kim bağlı kalırsa, artık sapmaz ve mutsuz olmaz! Benim öğretimden de kim yüz çevirirse, onun geçimliği daraltılır. Üstelik Yeniden Yaratılış Günü’nde, onu kör olarak getiririz! Der ki: “Efendim! Ben gören birisiyken, neden beni kör olarak getirdin?” Şöyle diyecek: “Ayetlerimiz sana geldiğinde onları nasıl unuttuysan, bugün de işte böyle unutuluyorsun!”

20:123-126

O hâlde düşünüp öğüt almak zorundayız. Neden zorunda olduğumuzu anlayabilmek için Kuran’a çaba harcamamız gerekiyor. Boş vermeyi de seçebilirsiniz elbette. Fakat “hiçbir şey yapmamak gibi bir seçeneğiniz yok, etkisiz elemanlar ateşe dayanıklı olsunlar.2 Peki öğüt alacak olduğumuz kitabımız hakkında Allah ne diyor bizlere? Onu anlamak için çaba harcarsak, anlayabilir miyiz? Zor bir kitap mıdır? Anlaşılır mıdır?

Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!

54:32

Bugün içine bir ürperti3 düşüp araştırmaya başlamış, Kuran’ı anlamaya çalışan insanlara “Senin bilgin onu anlamaya yetmez!” diyen insanlara karşılık, Allah Kuran’ın öğüt alınabilmesi için kolaylaştırıldığını fakat öğüt alanın olmadığını söylüyor! Hesap günü geldiğinde, bu ayet şüphesiz önümüze koyulacaktır.

Bazılarına göre bu kitap ile hiçbir ilişkimiz olmadan da bu hayattan geçip gidebiliriz. Bu kitap ile ilişki kurmak yerine çoğu zaman soru sormamıza bile izin vermeyen birtakım kişilerin peşinden gitmek bizi kurtarabilir. Peki ya o kişiler bir şey akledemeyen ve doğru yolu da bulamamış kimseler olsalar da mı?4 Bu, onların sanısıdır. Çünkü Yüce Allah indirdiği kitapta öyle demiyor. Bu kitaptan sorumlu tutulacağımızı söylüyor.  Kimin sözü Allah’tan daha doğru ve güvenilir olabilir?5

Gerçek şu: Bu Kur’an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.

43:44

Bununla da kalmıyor elbette. Bu giriş yazısına yazamayacağım kadar çok yerde indirilen kitabın çabalayanlar için yol gösterici olduğundan, kendi kendini açıkladığından, kolaylaştırıldığından bahsediliyor.

Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.

39:27

Düşünüp anlayabilmemiz için türlü türlü örnekler verilmiş. O hâlde biz, bu kitabı çalışmaktan şüphesiz sorumluyuz. “Bu kitabı anlayamayız!” demek gibi bir şaşkınlığa düşme şansımız yok. Bakın bir önceki surede Allah ne diyor:

Sana indirdiğimiz bu kitap kutludur; ayetlerini incelesinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar.

38:29

Ayetlerini incelesinler ve öğüt alsınlar. Bunun üzerine daha ne söylenir bilemiyorum. Tüm bu ayetleri görüp yüz çeviren sonuçlarına hem öncesinde, hem de sonrasında katlanmayı kabul ediyor demektir. Fakat ne yazık ki okumayan bir toplumuz ve müslüman olduğunu sadece ağzıyla iddia edenlerin büyük bir kısmının bu ayetlerden haberi bile yok. Okumadıkları bir kitaba inandıklarını söyleyerek ömürlerini tüketiyorlar.6

Allah’ın, Kuran’ı tanıtan diğer ayetlerinin bir kısmı için şunlara da bakabilirsiniz : 2:2, 2:176, 3:7, 4:82, 5:48, 6:38, 6:114, 6:155, 7:52, 11:1, 16:89, 18:1, 21:10, 29:51, 41:3, 41:41, 46:12 ve diğer ayetler.

Arayışta olan bir insan kendisine gelen öğüdü /hatırlatmayı anlamak ve uygulamak için elinden geleni yapmakla yükümlüdür. “Bu kitap Allah katından mı geldi?” sorusuna cevap istiyorsak kitabı sınamamız gerekiyor. Üstelik, sınanması ile ilgili bu meydan okumayı Kuran’ın kendisi yapıyor.

Durup Kuran’ı düşünmüyorlar mı? Allah katından değil de başkasından olsaydı, onda çok çelişkiler bulurlardı.

4:82

Bu yazıyı okuyana kadar, bazılarımızın belki de bu ayetlerin varlığından haberi bile yoktu. Fakat artık var. İster sarp bir yokuşa doğru ilerlemeyi göze alır, çabalayanlar arasından olursunuz; isterseniz evinizde, ofisinizde ve insanın olduğu diğer bir çok yerde beyninizi uyuşturmak için size gösterilen boş lakırdılara dalıp gitmeye devam edersiniz. Şunu unutmayın ki seçimi siz yapıyorsunuz, o nedenle de bu seçiminizden sorumlu olacaksınız. Elçi, hesap günü geldiğinde ne için şikayetçi olacak biliyor musunuz?

Ey Efendim! Aslında, benim toplumum, bu Kuran’ı, terk edilmiş olarak bıraktı!

25:30

Birkaç on senelik ömrünün kim bilir kaç saatini aşağılık bir din /ahlak aşılamaktan başka hiçbir işe yaramayan boş dizileri izlemekle tüketmiş insanların, öldükten sonra vereceği hesapta ortaya dökebileceği hiçbir bahanesi kalmayacak. Düşününüz lütfen. Ölüm gününüz gelene dek belki de yüzlerce saat dizi izlemişsiniz fakat inandığınızı söylediğiniz kitabı anlamak için toplamda yirmi saat bile harcamamışsınız. Bu yükün ağırlığını göze alabilir miyiz? Eğer böylesine ürkütücü bir durumda kalmayı göze alabiliyorsak, diyecek bir şeyim yok. Eğer alamıyorsak, çok geç olmadan önden bir şeyler göndermek için çabalamak zorundayız. Aksi hâlde aşağıdakine benzer bir durumda olacağımızdan zerre şüphemiz olmasın.

O gün cehennem de getirilir. İşte o gün düşünüp anlar insan. Ama düşünüp hatırlamanın ona ne yararı var! Der ki: “Keşke şu hayatım için önden bir şeyler gönderseydim.”

89:23-24

Son olarak aşağıdaki ayetin sürekli olarak dimağımızda kalmasını umarak bu ilk kısa yazıyı bitiriyorum.

 Gece boyunca secde eden ve ayakta duran, sonsuz yaşamın bilincinde olan ve Efendisinin rahmetini dileyerek boyun eğen kişiyle, kim aynı olur? De ki: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak sağduyulu olanlar öğüt alırlar!”

39:9

Dipnotlar

  1. Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur. (53:39)
  2. Gerçeğin Kitabı
  3. Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver! İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır. İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır. (87:9-11)
  4. Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiğinde: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler! (2:170)
  5. Söz söyleme bakımından Allah’tan daha doğru ve tutarlı kim olabilir? (4:122)
  6. İnanmak Meselesi
Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir